₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Fransa ayakta: Gençler, işçiler ve çiftçiler nasıl bir gelecek istiyor?

Romaric Viala, geçimini tek bir ürüne bağlamamak için çiftliğini çeşitlendirmişti. Fransa’nın güneyindeki Saint-Nazaire-des-Gardies’de bağcılığın yanında tahıl, sorgum ve ayçiçeği yetiştiriyor; bir üründeki kaybı diğerinden elde edeceği gelirle dengelemeyi umuyordu. Ancak sulama olanağı bulunmayan arazilerinde kuraklık, bu hesabın bütün taraflarını aynı anda bozdu.

Le Monde’a anlattığına göre bazı parsellerde verim kaybı yüzde 80’e ulaştı. Ayçiçeğinde ortalama kayıp yüzde 60 oldu. Viala, artık yalnızca bu yılın zararını düşünmüyor. Genç meslektaşlarından bazılarının gelecek yıl hâlâ çiftçilik yapıp yapamayacağını sorguladığını söylüyor: “Şimdilik dayanıyoruz ama daha ne kadar?”

Le Monde’un 12 Ekim’de yayımladığı saha dosyasında Viala’nın kaygısı, farklı hayatlarda başka biçimler alıyor. Bir depo işçisi benzin pompasındaki tutarı izliyor. İki çalışan, satın alabildikleri evin yalıtımını yenileyemiyor. Bir anne, geceleri çocuklarının bedenini nemli bezlerle serinletiyor. Öğrenciler, öğretmeni olmayan dersler ve sıcaktan bunaltan sınıflar için okul kapılarında toplanıyor. Geçim, iklim ve kamu hizmetleri sorunları, insanların hayatında birbirinden ayrı yaşanmıyor.

Bir günlük ücret, bir günlük itiraz

Bretanya’nın Caulnes kasabasında yaşayan 31 yaşındaki depo işçisi Jérémie, akaryakıt istasyonunda kendisine koyduğu 30 avroluk sınırı aşmamaya çalışıyor. Her gün yaklaşık 100 kilometre yol yapıyor. Kırsalda otomobilsiz yaşamanın mümkün olmadığını anlatırken her yolculuğu hesaplanması gereken bir harcama olarak görüyor.

Bu hesap, itiraz etme imkânını da belirliyor. Jérémie, Le Monde’a “Greve gitmek ya da bir gösteriye katılmak bir lüks haline geldi” diyor. Bir günlük ücretinden vazgeçebilmek için önce o kaybı karşılayabilecek durumda olmak gerekiyor.

Aynı istasyonda konuşmaya katılan 33 yaşındaki girişimci Thomas ise uzun çalışma saatlerinin karşılığını alamadığını düşünüyor. Öfkesini vergilere yöneltiyor; koşullar değişmezse Fransa’dan ayrılacağını söylüyor. Aynı geçim baskısı, birinde greve katılmayı zorlaştırırken diğerinde ülkeyi terk etme düşüncesini besliyor.

CEPREMAP’ın 8 Ekim’de yayımladığı eylül araştırması, bu tanıklıklara daha geniş bir çerçeve sunuyor. Gelir ve giderlerinin dengede olduğunu düşünen hanelerin payı, araştırmanın başladığı 2016’dan bu yana en düşük düzeyinde. Le Monde’un aktardığı oran yüzde 28; yüzde 22 birikimlerini kullanıyor, yüzde 6 ise borçlanıyor.

Araştırma, genel yaşam memnuniyetinin görece korunduğunu da gösteriyor. Buna karşılık insanların kendi geleceklerine ve sonraki kuşağın hayatına ilişkin beklentileri belirgin biçimde kötüleşiyor. Bugünkü hayatı sürdürebilmek, yarının güvende olduğu anlamına gelmiyor.

Ucuz evin pahalı hayatı

Lille’de çalışan kamu görevlisi Djamel Gouissem ile eğitimci eşi Laureline, kentten yaklaşık 40 kilometre uzakta, eski bir madencilik bölgesinde 110 bin avroya küçük bir ev satın aldı. Bankadan alabilecekleri kredi, işyerlerine daha yakın bir konuta yetmiyordu.

Evin yalıtımının yenilenmesi gerekiyor. Fakat teklifleri gördüklerinde işi ertelediler. Gelirleri, yardım alabilecekleri sınırın biraz üzerinde kalıyor; buna rağmen gerekli harcamaları karşılamaya yetmiyor. Yazın sıcaklar nedeniyle ikinci çocuklarının odasına küçük bir klima yerleştirmek zorunda kaldılar.

Gouissem, bazı işler için anne ve babasından destek aldı. İki kişinin çalıştığı bir hanede, yaşlılıkları için para biriktirmiş ebeveynlere başvurmak zorunda kalmasını ağır buluyor. Le Monde’a duygusunu tek kelimeyle anlatıyor: “Aşağılayıcı.”

Barınma sorunu böylece evin satın alma bedelinin ötesine uzanıyor. İşyerinden uzaklaşmak ulaşım giderlerini artırıyor. Yenilenemeyen bina, sıcaklara karşı korunmayı zorlaştırıyor. Daha uygun fiyatlı bir eve ulaşmak, gündelik hayatın diğer maliyetlerini düşürmeye yetmiyor.

Güneyde, Alès yakınlarında sosyal konutta yaşayan 37 yaşındaki Amara Fitdaoui için sıcaklar, bakım emeğinin ağırlaşması anlamına geliyor. Yaşları 3 ile 12 arasında değişen dört çocuğunu serinletmek için geceleri kalkıp bedenlerini nemli bezlerle siliyor. Gün içinde birkaç kez kıyafet değiştirmek, daha fazla çamaşır ve daha fazla iş demek.

Fitdaoui, okul dönemine dinlenmiş başlayamadığını söylüyor. Çocuklarının da kendisinin de tükendiğini hissediyor. Eylülde sıcaklık yeniden 38 dereceye çıktığında aklından geçen soru şu: “Hiç bitmeyecek mi?”

Nîmes’de yaşayan psikolog Mathilde de bütün yazı klimanın bulunduğu salonda uyuyarak geçirmiş. Sabah erken saatlerde dışarı çıkmak bile beklediği serinliği sağlamamış. Le Monde’un aktardığına göre kentte sıcaklığın 30 dereceyi aştığı günlerin sayısı 113’ün, 35 dereceyi aştığı günlerin sayısı ise 69’un üzerine çıktı. Mathilde, bu yazı insanları evlerine kapatan bir deneyim olarak anlatıyor.

Üretim kaybına karşı yeni borç

Çiftçiler açısından sıcaklık ve kuraklık, doğrudan gelir kaybına dönüşüyor. Bunun üzerine petrol fiyatlarıyla yükselen yakıt ve gübre maliyetleri ekleniyor.

Le Monde’un aktardığına göre çiftçi örgütü FNSEA, tarımdaki kayıpları yaklaşık 10 milyar avro olarak hesaplıyor. Tarım Bakanlığının değerlendirmesinde ise yaklaşık 30 bin işletmenin acilen ciddi desteğe ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Viala’nın çiftliğinde yaşananlar, bu ölçeğin tek bir işletmede nasıl hissedildiğini gösteriyor: Geliri dengelemesi beklenen farklı ürünler birlikte zarar görüyor.

Tarım Bakanı Annie Genevard, 8 Ekim’de işletmelerin nakit ihtiyacını karşılamak için faizsiz krediler ve yeni kurulmuş genç çiftçilerin kredilerinin yeniden yapılandırılmasına yönelik bir düzenleme açıkladı. Ancak Public Sénat’nın aktardığına göre faizsiz kredi uygulaması bütçenin kabulüne bağlı. Açıklanan destek ile çiftçinin kullanabileceği kaynak arasında hâlâ bir mesafe bulunuyor.

Başbakan Sébastien Lecornu da 7 Ekim’de stratejik stoklardan 10 milyon varil dizelin piyasaya sunulacağını açıkladı. Bu müdahalenin hedefi, yakıt arzını ve pompa fiyatlarını rahatlatmak.

Bu önlemler kısa vadeli maliyet ve nakit baskısına yanıt arıyor. Ürünü zarar gören çiftçinin ise bir sonraki üretim dönemini de finanse etmesi gerekiyor. Faizsiz kredi bu döneme ulaşmasına yardımcı olabilir; fakat üretimden elde edilemeyen geliri karşılaması için geri ödeme kapasitesinin de korunması gerekiyor.

Viala’nın 29 Eylül’de katıldığı eylemin arkasında, gelecek sezon üretime devam edebilme kaygısı var.

İhtiyaç büyürken kamusal kaynak daralıyor

Fransa’nın iklim krizine karşı hazırlık ihtiyacı, tarlalarla sınırlı değil. Konutlar, okullar, hastaneler ve yangınla mücadele sistemi de sıcaklıkların ağırlaştırdığı sorunlarla karşı karşıya.

Le Monde’un ONF’nin 24 Eylül tarihli ilk bilançosundan aktardığına göre anakara Fransa’da yaklaşık 98 bin hektar orman ve tarım alanı yandı. Gazete, itfaiyecilerin araç, hava desteği ve personel eksikliği yaşadığını; haftalar süren grevin ardından binlercesinin 29 Eylül’de Paris’te yürüdüğünü bildiriyor.

Yerel yönetimlerin ekolojik dönüşüm ve iklim uyumu projelerini destekleyen Yeşil Fon’un bütçesi ise 2024’te açıklanan 2,5 milyar avrodan 2026’da 837 milyon avroya geriledi. Bakanlığın kendi belgeleri de bu tutarları doğruluyor. Okulların yenilenmesi, kırsal ulaşım ve iklim risklerine hazırlık gibi alanları destekleyen fonun daralması, artan ihtiyacın karşılanmasını zorlaştırıyor.

INSEE’nin 29 Eylül’de yayımladığı verilere göre kamu borcu, 2026’nın ikinci çeyreğinde gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 119’una ulaştı. Hükümetin bütçe tartışmaları, borçlanma baskısı ile büyüyen toplumsal ihtiyaçlar arasında ilerliyor.

FİKİR’de Kavel Alpaslan’ın Şubat 2025’te yayımlanan Fransa’daki siyasal kriz ve “istikrar” üzerine yazısı da bütçe tartışmalarının emekçilerin hakları ve vergi yükleriyle bağlantısına dikkat çekiyordu. Bugünkü tanıklıklar, bu tartışmanın evlerde, okullarda ve işyerlerinde nasıl yaşandığını gösteriyor.

Öğrenciler okulun verdiği sözü sorguluyor

Liselerdeki eylemlerin arkasında gündelik ve somut sorunlar bulunuyor: Bozuk tuvaletler, sabun ve tuvalet kâğıdı eksikliği, yerine öğretmen atanmadığı için yapılamayan dersler, kalabalık sınıflar, yazın bunaltan ve kışın soğuyan binalar.

Bu koşullar, öğrencilerin geleceklerine ilişkin kaygılarıyla birleşiyor. Kamu okullarıyla özel okullar arasındaki eşitsizlik, iklim krizinin etkileri ve yapay zekânın çalışma hayatını nasıl değiştireceğine ilişkin belirsizlikler, okulun sunduğu gelecek vaadini tartışmaya açıyor.

Polis müdahaleleri de öfkeyi büyütüyor. Le Monde’un 12 Ekim tarihli dosyası, çoğu reşit olmayan yaklaşık 7 bin kişinin gözaltına alındığını bildiriyor. Öğrencilerin eğitim koşullarına ilişkin talepleri, böylece seslerinin nasıl duyulduğu ve kendilerine nasıl davranıldığı sorularıyla iç içe geçiyor.

FİKİR’de yayımlanan “Eğitimde kriz çöküşe dönüştü: Okul çocuğa ne vaat ediyor?” söyleşisinde BAYETAV Eğitim Çalışmaları Biriminden İsmail Örnek, yoksulluğun eğitimdeki eşitsizlikleri büyüten temel zemin olduğunu vurgulamıştı. Okulun çocuklara neden orada olduklarını ve nasıl bir gelecek kurabileceklerini açıklayamaması, Fransa’daki öğrencilerin tanıklıklarında da karşılık buluyor.

Aynı güvencesizlik farklı siyasal yönlere açılıyor

Kamu çalışanlarında da yorgunluk ve değersizleştirilme duygusu yayılıyor. Le Monde’un aktardığı CFDT araştırmasında kamu çalışanlarının yüzde 47’si kendisini kaygılı, yüzde 34’ü yorgun olarak tanımlıyor. Sendikanın sağlık ve sosyal hizmetler sorumlusu Rozenn Guéguen, çalışanların sıcak hava dalgalarında hastanelerin yapısal eksiklerini kendi çabalarıyla kapatmaya çalıştığını anlatıyor.

Bu durumun siyasal sonuçları da var. Le Monde’un siyaset bilimci Luc Rouban’ın araştırmasından aktardığı verilere göre herhangi bir partiye yakınlık bildiren merkezi devlet çalışanları arasında aşırı sağcı Ulusal Birlik’e yakın olanların oranı, 2019’daki yüzde 12’den 2026’da yüzde 24’e yükseldi. Rouban, artışı kamu çalışanlarının yeterince tanınmaması ve emeklerine değer verilmemesiyle ilişkilendiriyor. Bu oran, bütün kamu çalışanlarının oy tercihini göstermiyor; araştırmadaki ilgili grubun parti yakınlığını ifade ediyor.

FİKİR’in solun işçi sınıfıyla ilişkisini sorgulayan dosyasında da ekonomik güvencesizlik ile örgütsel ve siyasal temsil sorunları birlikte ele alınmıştı. Fransa’daki tanıklıklar, geçim baskısının tek bir siyasal tepki üretmediğini gösteriyor: Bazıları protestodan uzaklaşıyor, bazıları aşırı sağa yöneliyor, bazıları ise eşitlik ve kamusal hizmetler için harekete geçiyor.

Paris VIII Üniversitesinde görsel sanatlar okuyan 18 yaşındaki Firdaws Kilani, öğretmen olmak istiyor. Üniversitedeki eyleme katılmasının nedenlerinden biri, aşırı sağın iktidara gelme ihtimali karşısındaki kaygısı. “Şimdi harekete geçmezsek yarın çok geç olacak” diyor.

Kilani’nin kendi kuşağının talebini anlatmak için seçtiği kelime “onur”. Çalışarak geçinebilmenin, yaşanabilir bir evde oturmanın, eğitim alabilmenin ve geleceği üzerinde söz sahibi olmanın aynı hayatın parçaları olduğunu hatırlatan bir kelime.

İşçiler faşist ve ırkçı partiyi destekledi: Sol, işçi sınıfını nasıl kaybetti?

Fransa’da geçim ve iklim sorunları nasıl birleşiyor?

Kuraklık tarımsal üretimi azaltırken yakıt ve gübre maliyetleri çiftçinin gelirini sıkıştırıyor. Sıcaklar, yalıtımı yetersiz konutlarda ve bakımsız okullarda daha ağır yaşanıyor. Ulaşım, barınma ve iklimden korunma giderleri aynı hane bütçesinde birikiyor.

Fransa’daki lise öğrencileri ne istiyor?

Öğrenciler öğretmen eksikliklerinin giderilmesini, temel temizlik ihtiyaçlarının karşılanmasını ve yaşanabilir sınıflar talep ediyor. Eğitimde eşitsizlik ve gelecek kaygısı da eylemlerin parçası. Polis müdahaleleri, öğrencilerin seslerinin duyulması ve hakları konusundaki itirazlarını büyütüyor.

Geçim sıkıntısı neden her zaman protestoya dönüşmüyor?

Bir günlük ücretini kaybetmek, bütçesi zaten sıkışmış bir çalışan için ağır bir bedel olabiliyor. Jérémie’nin tanıklığı, ekonomik baskının itiraz etme imkânını da daraltabildiğini gösteriyor. Aynı baskı farklı insanlarda dayanışma, geri çekilme veya farklı siyasal yönelimler doğurabiliyor.

Eğitimde kriz çöküşe dönüştü: Okul çocuğa ne vaat ediyor?

Çoklu Kriz 2025*

 

 

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →