Sınav Gençliği: Üniversiteye Hazırlanan Öğrenciler Neler Yaşıyor?

Üniversiteye giriş sınavları bu yıl 8-9 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek. Milyonlarca öğrenci, istediği, hayal ettiği üniversite ve bölümlere yerleşebilmek için sınavda ter dökecek.

Üniversite sınavlarına hazırlık sürecinde psikolojik ve maddi sorunlar başta olmak üzere çeşitli anlamlarda sorun yaşayan öğrenciler, bir “maraton” sürecinin sonuna geliyor. Yaşamlarının önemli bir dönüm noktasını oluşturan üniversiteye giriş sınavlarında öğrenciler adeta bir yarışa tabi tutuluyor. 

Üniversiteye giriş sınavlarının ismi belirli aralıklarla değişse de sorunlar değişmeden büyümeye devam ediyor. Süre kısıtı, soruların zorluğu, yanlış sorular ve soruların başarıyı ölçme niteliği gibi konular her yıl tartışma konusu oluyor.

Biz de bu yıl gerçekleşecek üniversite sınavları öncesinde psikolojik danışman/rehber öğretmen Kadircan Karadayı ile üniversite sınav sürecindeki temel sorun alanlarını konuşurken sözü sınava hazırlanan öğrencilere de vererek 6 öğrenciyle de süreçteki deneyimlerini konuştuk.

Öğrenciler, sınava hazırlık süresinde yaşadıklarından hareketle şunları aktardı:

“Üniversite sınavına hazırlık sürecindeki öğrencilerin karşılaştığı birçok zorluk var. Bunlar arasında dershane ve kitap fiyatlarının yüksek olması, dışarıda sessiz ve verimli bir çalışma ortamı bulamamak, dışarıdaki yemeklerin hem pahalı hem de sağlıksız olması gibi fiziksel zorluklar yer alıyor. Bununla birlikte, gelecek kaygısı ve aile baskısı gibi psikolojik etmenler de öğrencilerin stres düzeyini artırıyor. Bu zorluklarla başa çıkmak, sadece ders çalışmakla değil, aynı zamanda destekleyici bir çevre oluşturarak ve duygusal ihtiyaçlara da önem vererek mümkün olabilir.”

Ege

“Üniversiteye hazırlanan bir öğrenci olarak kitap fiyatlarının çok yüksek olduğunu ve bir öğrencinin ekonomik durumunu düşündüğümüzde kesinlikle uygun olmadığını söyleyebilirim. Her gün dershanedeyim, dolayısıyla dışarıda en az bir öğün geçirmek zorundaydım ve bu fiyatlarla sağlıklı bir yemek imkânsız görünüyor benim için. Dışarıdaki kütüphaneler çok kısıtlı ve oralarda asla çalışmak için yer bulunmuyor. Yani kısacası ders çalışmak için çok büyük bir efor sarf etmek gerekiyor ve bu durum da sınav baskısı ve  gelecek kaygısıyla birleşince büyük bir maratona dönüşüyor.”

Azra

“Bir öğrenci gözünden bakıldığında, dershane ve kitap fiyatları gibi maddi zorluklarla karşılaşmak, özellikle aile baskısı ve gelecek kaygısıyla birleştiğinde çok ağırlaşabilir. Dışarıda ders çalışacak uygun bir ortam bulamamak da motivasyonu olumsuz etkileyebilir. Üstelik dışarıdaki yemeklerin pahalı ve sağlıksız olması hem cüzdanı hem de sağlığı zorlar. Tüm bu zorluklarla başa çıkmak, zaman zaman çaresizlik ve stres hissiyatına yol açabilir. Ancak, dayanıklılık kazanmak ve hedeflere odaklanmak için kendine güvenmek ve destek aramak önemli adımlar olabilir.”

Dilan

“Kitap fiyatlarını çok yüksek buluyorum. Çok fazla kitap kaynağına ihtiyacımız olması ve yüksek olan dershane fiyatlarını da eklediğim zaman aileme finansal olarak çok yük olduğumu hissediyorum.”

Burak

“Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak okul ve dershane sürecini bir arada yürütmek çok zor ve yorucu geliyor. Kitapların ve dershanelerin çok pahalı olması maddi açıdan da zorluklar çıkarıyor. Bu süreçteki stres ve gelecek kaygısı da bizi psikolojik olarak yoruyor.”

Deniz

“Sınava çalışırken yaşadığım bir sürü zorluk oldu. Bunların en başında dershane ve deneme sınavı ücretleri vardı. Farklı yayınların Türkiye geneli yaptığı deneme sınavlarına girebilmek bile yüksek maliyetli bir harcama artık. Her gün dershane olduğu için dışarıda uygun fiyatlı en az bir öğün geçirmek mümkün değil. Ders çalışacak bir yer olmaması da bir problem. Kütüphanelerin sayısı ve imkânları çok kısıtlı. Tüm bunlarla birlikte sınava hazırlanma dönemi bitecek olmasına rağmen hemen ardından başlayacak olan ‘Gelecekte ne olacak?’, ‘İş bulabilecek miyim?’, ‘Tercih yaptıktan sonra düzgün bir yurt bulabilecek miyim?’ soruları beni çok korkutuyor.”

Zeynep

“MATERYAL ÜCRETLERİ KARŞILANAMIYOR”

Psikolojik danışman Kadircan Karadayı’ya üniversite sınavına hazırlık sürecinde öğrencilerin ne tür zorluklar yaşadığını sorduk. Yaşanan sorunların temelinde öğrencilerin sürecin başından itibaren doğru yönlendirmeleri alamaması olduğunu vurgulayan Karadayı, “Süreç yeterince karışık. Çevredeki insanların sürekli olarak farklı fikirler öne sürmeleri, eksik veya yanlış yönlendirmelerde bulunmaları öğrencileri daha da zor bir duruma düşürmektedir. Bu süreçte öğrenciler birçok engelle karşılaşmaktadır. Bunlardan biri öğrencilerin eğitim için gerekli materyal ücretlerini karşılayamamasıdır. Dershane, kurs merkezi gibi eğitim kurumu ücretlerinin çok maliyetli oluşu, öğrencilerin eksiklerini tamamlamak için herhangi bir dersten destek almak istediğinde ücretlerin çok yüksek olması onların bu noktada zorlanmalarına neden oluyor. Kılavuzsuz bir süreç, öğrencileri yetersizlik ve başarısızlık hissine de sürükleyebiliyor. Çoğu zaman öğrenciler süreçteki zorlukların kaynağını ebeveyn tutumlarına da bağlayabiliyor. Ebeveynlerin talep ve beklentileri öğrencilerin süreçte zor duygularla yalnız kalmalarına neden olabiliyor. Birtakım uyumsuz ebeveyn tutumları çevrenin baskısıyla birleştiğinde öğrencilerin ruh sağlığı olumsuz etkileniyor ve kendilerine yönelik şefkatlerinde yorgun düşmelerine sebep olabiliyor.” dedi.

“ÖĞRENCİLER STRESLE YAŞIYOR”

Yaşanan sürecin öğrencileri ciddi anlamda olumsuz etkilediğini söyleyen Karadayı şunları ekledi: “Öğrencilerin karşılaştıkları fizyolojik, psikolojik, sosyal ve toplumsal zorluklar üniversiteye hazırlık sürecini sekteye uğratabiliyor. Karşılaştıkları birtakım zorluklar karşısında öğrenciler bazı uyum problemleri yaşayabiliyor. Çevreden gelen talepkâr sesler öğrencilerin kendilerine gerçekçi limitler koymalarını zorlaştırıyor, hem kendileriyle ilişkilerinde hem de diğerleriyle ilişkilerinde sınır çizmelerini engelliyor. Bu bağlamda psikolojik esnekliklerini kaybedebileceklerinden hazırlık sürecini bırakma davranışları görülebiliyor. 

Üniversite hazırlık sürecinde hedefe yönelik davranışlar geliştirmenin başarıya giden yolda önemi tartışılmaz bir gerçek. Öğrencilerin hedef oluşturmada ulaşılabilir, gerçekçi ve somut adımlar atmaması sonucunda daha kaygılı olabildiğini, bununla birlikte ilerleyen aylarda bu kaygının öğrencileri karamsarlığa sürükleyebildiğini gözlemliyoruz. Çevre baskıları ve toplumsal tabular, öğrencileri iç dünyalarında yalnız hissettirebilmekte ve stres yaşamlarının bir parçası hâline gelebilmektedir. Bu durum bir domino taşı etkisi yaratarak içe dönük bir yaşantı tercih etmelerine sebep olabilmekte, dolayısıyla sosyal ilişki ve akademik süreç dengesinin bozulmasıyla sonuçlanan bir süreci beraberinde getirebilmektedir. Rehbersiz kalan öğrencilerin bu süreçte yeterlik algılarını mükemmeliyetçi bir tanımla oluşturmaları sınava hazırlık sürecini çile çekilmesi gereken ve kendilerini feda etmeleri gereken bir yıl olarak görmelerine sebep olmaktadır. Mükemmel olmayan notlar karşısında kendilerini yetersiz veya başarısız hisseden öğrencilerin kendilerini sürekli kıyaslayabildikleri görülmektedir. Buna ek olarak sınava yönelik motivasyonlarının da zedelendiğini gözlemliyoruz. Bu stresli süreci yaşamak kadar yönetmenin de öğrenciler için zorlayıcı olduğunu göz önüne alacak olursak öğrencilerin duygu düzenleme becerileriyle, stresle baş etme düzeylerinin ilişkili olduğunu fark edebiliriz. Bu zor duygu ve düşüncelerle baş etmekte zorlanan öğrenciler depresif veya anksiyetik tepkiler gösterebilir, daha dürtüsel davranabilir, fevri kararlar alabilir, öfke merkezli duygusal paylaşım sıklığını artırabilir. Bilişsel ve duygusal dengesizliğin olması hâlinde uyku problemleri ve yeme içme tutumlarında düzensizlikler meydana gelebilir. Öğrenciler yaşadıkları zor durumlar karşısında izole olmaya ihtiyaç duyabilir ve kişiler arası ilişki ve iletişimlerinde ve aile içi süreçte çatışmalar ortaya çıkabilir. Tüm bu zorlayıcı faktörler karşısında öğrenciler bilişsel kontrol ve esnekliklerini kaybetmiş hissedebilir.”

“ÖĞRENCİLERİN SAĞLIĞI EN ÖNEMLİSİ”

Üniversiteye hazırlık sürecinde öğrencilerin nelere dikkat etmesi gerektiğine yönelik sorumuza önceliğin gerçekçi, ulaşılabilir ve somut hedefler koymaktan geçtiğini vurgulayan Karadayı öğrencilere şu tavsiyeleri iletti: “Yalnız olmadığınızı kendinize sık sık hatırlatabilirsiniz. Sürecin kendisi içerisinde hissedebileceğiniz zor his ve düşüncelere yer açabilirsiniz. Yaşamın geri kalanına yönelik senaryolar kurmak, rota belirlerken işe yarasa da kontrol edemediğiniz çok fazla etmen olduğunda kaybolmanıza da yol açabilir. Bu noktada kontrol edebildiklerinizle kendinize bir hareket alanı oluşturabilirsiniz. Süreçte zıt duygu ve düşüncelere kapılabilirsiniz, unutmayın; kendi içerisinde dalgalı bir grafik çizmek yolda olduğunuzun kanıtıdır. Kontrol edemediğiniz fakat sizi etkilediğini düşündüğünüz şeylere karşı sınırlar çizmek, duygu ve düşüncelerinizi ifade etmek, benliğinize yönelik pozitif inanışlar geliştirmek oldukça koruyucu bir hâl alabilir. Fiziksel sağlığın sürdürülmesi sürecin olmazsa olmazı. Bu bağlamda beslenme süreci, uyku düzeni gibi fizyolojik unsurlar hakkında rutinler oluşturmak ve bu rutinleri kararlı bir şekilde sürdürmek süreçte kalmanızda önemli rol oynayacaktır. 

Toplumsal tabulara ve çevreden gelen seslere karşı kırılgan ve hassas olabilirsiniz. Tüm bu süreçlerde psikolojik destek almak için alanında uzman ruh sağlığı çalışanlarından yardım alabilirsiniz. Sınav hazırlığına başlama ve sürdürme kadar sonlandırma da oldukça önemlidir. Özellikle sınava son aylar kala öğrencilerin süreci bırakabildiği görülmektedir. Sınava hazırlık sürecinin son zamanlarına da aynı özeni göstermeye dikkat ederek hem akademik hayatınızda hem de psikolojik iyi oluşunuzda olumlu gelişim sağlayabilirsiniz.”

Eğitimi Özgürleştirmek: Eleştirel Pedagoji

Eğitimin Geleceğinde Belediyelerin Rolü

Eşitsizliği Yıkan Eğitim: Innova Okulları