Uzun zamandır devam eden bir mücadele var: Okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebi.
Dünya genelinde birçok ülkede ücretsiz okul yemeği uygulaması herhangi bir toplumsal mücadeleye gerek kalmadan hayata geçirilmiş durumda. Endonezya’dan İsviçre’ye farklı sosyoekonomik yapıdaki pek çok ülkede çocuklara bir öğün ücretsiz yemek sağlanıyor. Ülkemizde ise bu konuda hâlâ somut bir adım atılmış değil. Geçtiğimiz günlerde, okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebinin reddedilmesine ilişkin açılan dava Danıştay’da görüldü.
Peki bu dava süreci nasıl başladı? Bir ülkenin çocuklarının beslenmesi nasıl olur da bir hak olarak görülmez? Biz neden bu talepte ısrar ediyoruz? Bu soruları tartışmak ve her gün yeniden gündeme getirmek, neden bu kadar önemli olduğunu anlatmak benim için çok kıymetli.
Okulu sadece ders yapılan yer olarak görmek yetmiyor
Okulları yalnızca matematik, okuma ve yazma öğrenilen yapılar olarak görmek oldukça sınırlı bir bakış açısı. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma da bunun böyle olmadığını; beslenmeden eğitime, çocuğun iyi olma hâlinin bütüncül ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Birçok ülke okulları, çocukların yaşam boyu sağlıklı bir beden için gerekli beslenme davranışlarını kazanacağı ortamlar olarak görüyor. Beslenme ve sağlık eğitimini okul gününün içine yerleştirmek, çocuklara erken yaşta doğru seçimler yapabilmeleri için gerekli araçları sunuyor. Özellikle bizim gibi düşük ve orta gelirli insanların yaşadığı coğrafyalarda, diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi ve sağlık sonuçlarının iyileştirilmesi bakımından çok daha kritik bir yere sahip. Bu nedenle okullar, çocuklar ve ergenler için birincil korunma yaklaşımının ve sağlıklı yaşam ortamlarının oluşturulması gereken yerler olarak görülüyor ve bu bizim ülkemiz için de böyle olmalı.
Malnütrisyonun üçlü yükü: Yetersiz beslenme, obezite, mikro besin eksiklikleri
Son dönemde çocukların beslenmesinde ve yaşam tarzında hızlı ve olumsuz değişimler yaşanıyor: yetersiz ve proteinsiz beslenme, yüksek enerjili ve şeker oranı yüksek gıdalar… Tüm bunlar “malnütrisyonun üçlü yükü”nü ortaya çıkarıyor: yetersiz beslenme, obezite ve mikro besin eksiklikleri.
Peki neler yapılabilir?
Bu sorunla mücadele, öncelikle kamunun atacağı adımlarla mümkün. Erken müdahalelerin yaşam boyu fayda sağlayacağı kabul edilerek beslenme ve sağlık eğitimi okullara entegre edilebilir. Bu hem bir öğün ücretsiz yemek sağlayarak hem de beslenme eğitimini eğitim sisteminin içine yerleştirerek yapılabilir. Eşitlik ilkesine özel vurgu yaparak hiçbir çocuğun geride kalmaması sağlanabilir. Kamu kurumları, okulları sağlıklı beslenme ortamlarına dönüştüren, besleyici öğünlere erişimi artıran ve çocukların yaşam boyu sürecek sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesine katkı sunan projeleri destekleyebilir.
Önleyici yaklaşıma odaklanmak zorunlu bir ihtiyaçtır. Çocukların yalnızca açlığını gidermeye değil, genel iyilik hâlini destekleyen dengeli öğünlerin önemini savunmak gerekir. Besleyici öğünler yalnızca tablonun bir parçasıdır. Önleme odaklı çalışmalar, beslenme ve sağlık eğitimini sınıf ortamına entegre ederek çocukların kendi iyilik hâlleri konusunda bilinçli seçimler yapmalarını güçlendirmelidir. Besinleri ve beslenmeyi anlayan çocukların uzun vadede sağlıklarını koruma konusunda çok daha donanımlı olduğu görülmektedir.
Bir öğün okul yemeği: Eşitlikçi, önleyici ve kamusal bir politika
Aynı zamanda bu yaklaşım, öğrenmeye ve iyi beslenmeye erişimde en büyük engellerle karşılaşan, en çok kırılganlaştırılmış çocukların geride kalmamasını sağlar. Bu çocukların sağlıklı okul öğünlerine erişimini güvence altına almak, kötü sağlık ve sınırlı fırsat döngülerini kırmak açısından oldukça önemlidir. Bu noktada iş birliği kritik önem taşır: Kamu, uluslararası kuruluşlar, STK’lar ve yerel topluluklarla birlikte çalışarak müdahaleleri doğru ölçeklendirmeli ve yerel koşullara uygun şekilde uyarlamalıdır.
Okullar sağlıklı yaşam ortamına nasıl dönüşür?
Bu ilerlemenin sürdürülebilir olması için hükümetlerin dahil olması hayati önem taşır. Beslenme ve sağlık girişimlerinin ulusal politikalara ve sistemlere yerleştirilmesi, okul temelli sağlık çalışmalarının bireysel projeler sona erdikten sonra da devam etmesini sağlar. Bu model, aynı zamanda politika değişimini teşvik ederek daha sağlıklı okul ortamlarını güçlendirir, çocuk sağlığı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesi çalışmalarını önceliklendirir.
Pasifik’ten Latin Amerika’ya, Güneydoğu Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada okul temelli sağlık girişimlerinin hastalıkları önlemede ve yaşam boyu iyilik hâlini desteklemede ne kadar etkili olduğu açık bir şekilde görülüyor.
Her çocuk, eğitim, beslenme ve sağlıklı büyüme için adil bir şansı hak eder ve bu şans çoğu zaman okulda sağlıklı bir öğün kadar basit bir şeyle başlar.
Beslenemeyen Öğrenciler Anlatıyor: Karnımız Aç, Umudumuz Yok
Etiketler: okullarda bir öğün ücretsiz yemek, ücretsiz okul yemeği, çocuk yoksulluğu, çocuk beslenme hakkı, okul beslenme programları, Türkiye eğitim politikası, çocuk sağlığı, malnütrisyon, obezite ve yetersiz beslenme, Danıştay ücretsiz yemek davası

