₺0,00

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Konut hakkının özneleri anlattı: Öğrencilerin barınma krizi nasıl çözülür?

Barınma krizi bugün herkesin başlıca problemlerinden biri. Kira fiyatları, eski ve depremlere dayanıksız binalar, şehir merkezlerine ve en yakın toplu taşıma aracına kilometrelerce mesafe uzağa inşa edilen “şehrin kalbinde” o yeni siteler…

Ancak bu sorunu belki de en fazla hisseden kesim öğrenciler oluyor. Öğrencinin seçeneği sıradan bir vatandaştan da daha az. KYK yurtları, özel yurtlar, tarikat/cemaat yurtları ve eğer biraz daha ekonomik gücü varsa ve tabiki ev sahibini ikna edebildiyse 1+1 evlerde 3-4 kişilik yaşanan öğrenci evleri…

Kasım 2025 tarihli YÖK verilerine göre 3,7 milyon yükseköğrenim öğrencisi örgün eğitimde. Ancak 2025 başı itibariyle KYK yurdu sayısı 877 adet, yatak kapasitesi ise yaklaşık 962 bin – 994 bin arası. Yüzbinlerce öğrenci barınma hakkından mahrum, kendi imkanlarıyla kalacak bir yer bulmak zorunda.

Çoğu zaman ailelerin ilk refleksi hem ekonomik olarak diğer seçeneklere göre daha avantajlı olmasından hem de ‘’daha güvenli’’ olduğunun düşünülmesinden dolayı KYK yurtları oluyor. Bu dosyada: devlete ait, giriş çıkış saatleri olan, yurda girilmediği takdirde ailelere mesaj gönderilen bu yurtlarda yaşanan sorunları muhataplarından dinleyeceğiz. 

20 Şubat’ta Ege Erkek KYK Yurdu’nda öğrenciler yaklaşık 50 kişinin zehirlendiği bozuk yemekleri, öğrenci sayısına kıyasla yetersiz ve çoğu zaman bozuk olan asansörleri, sıcak suyun olmayışını ve suyun çok uzun süre kesilmesini protesto etmek amacıyla yurt kampüsü içinde bir yürüyüş düzenledi. 

Ege KYK’da kalan öğrenci Yusuf İlikkan’la konuştum. Yusuf, protestoların nasıl başladığını şöyle aktarıyor:

“Bu eylem bir tercih değil zorunluluktu”

“Sorunlarımızı defalarca iletmemize rağmen karşılık bulamadığımız noktada sabrımız tükendi bundan 1 hafta önce pencerelerden yükselen ıslık sesleri biriken öfkenin ve dayanışmanın ifadesiydi. Hep birlikte o seslere katıldık. Islıklarla başlayan tepki kampüs içinde yürüyüşe dönüştü. Çünkü artık sesimizi duyurmanın başka bir yolu kalmadığını düşündük. Bu eylem bir tercih değil zorunluluktu. En temel yaşam hakkımız için demokratik ve meşru bir şekilde sesimizi yükselttik”

Yusuf, bu sorunların yalnızca Ege Üniversitesi’nde yaşanan ve birkaç aksaklıktan oluşan geçici şeyler olmadığının altını çiziyor. Öğrencilerin defalarca yönetimle çözmeye çalıştığı sorunlar geçiştirildikçe öğrenciler sorunun tekil olmadığını anlamış. 

Yusuf sözlerine şöyle devam ediyor:

“Sorunlar münferit değil, yapısal”

“Biz öncelikle yurt yönetimiyle ve ilgili idari birimlerle görüştük, dilekçeler verdik, sözlü başvurular yaptık ve sorunlarımızı açıkça ifade ettik. Ancak çoğu zaman geçiştirildik. Somut ve kalıcı bir çözüm üretilmedi. Yemek, su ve asansör sorununa ilişkin şikayetlerimizi iletmemize rağmen geçici ve yüzeysel adımlar dışında bir iyileştirme görmedik. Bu da sorunların münferit değil yapısal olduğunu düşündürüyor”

Ege Üniversitesi KYK Yurdu’nda kalan öğrencilerin talepleri birer ayrıcalık değil, aksine çok temel insani bir hak. Öğrenciler bu hakları defalarca kez başka yollarla elde edemedikleri için en son olarak kampüs içinde bir protesto yapmak zorunda kalmış. Aylık düzenli olarak ödeme yaptıkları yurtta insanca bir barınma hakkından uzaklar. Yusuf, taleplerini şu sözlerle anlatıyor:

“Lüks değil, insani hak”

‘’Öğrencilerin insanca yaşayabileceği koşulların sağlanması için tüm ilgili kurumların sorumluluk almasını bekliyoruz. Biz lüks istemiyoruz. Temiz su sağlıklı yemek güvenli barınma istiyoruz. Bunlar ayrıcalık değil en temel insani haklardır. Biz gençler olarak susmayacağız ve demokratik meşruiyet içinde haklarımızı savunmaya devam edeceğiz.’’

Bir çözüm bekleyen öğrencilerin bu konuyu konuşacak bir muhatap bulamıyor. Çözüm önerilerini konuşmak için Bornova Kent Konseyi Başkanı Avukat Doğan Baran Mengüş’le görüştüm. Mengüş, Kent Konseyleri’nin kentteki görev ve sorumluluklarını vurgulayarak sözlerine başladı:

 

Yerel yönetimin danışma meclisleri: Kent Konseyleri

“Özellikle ilçe kent konseyleri, bulundukları yerel yönetimin işleyişine ilişkin çeşitli görüş ve öneriler geliştiren yapılardır. Derneklerin, vakıfların, sendikaların, meslek odalarının ve diğer kurum ve kuruluşların oluşturduğu meclisler ve tematik çalışma grupları aracılığıyla belirli alanlarda görüş ve öneriler sunarlar. Ancak bu işlevi yalnızca belediyeyle sınırlı düşünmemek gerekir. Kent konseyleri diğer kamu kurumlarıyla da görüş ve öneri paylaşabilir, projeler geliştirebilir, veri toplayabilir, araştırmalar yapabilir ve bazı alanlarda icrai çalışma yürütebilir. Temel olarak kent konseyleri, yerel yönetimin danışma meclisidir.”

Mengüş’e, Ege Üniversitesi KYK Yurdu’nda yaşanan sorunların en kalıcı şekilde nasıl çözülebileceğini sordum. Mengüş, cevaplarında kamu kurumlarının sorumluluklarının altını çizdi ve muhatapları sorumluluk almaya davet etti. 

“Barınma problemi kamu kaynaklarıyla çözülür”

“Bu sorunların çözümü için temelde yapılması gereken şey uzun yıllardır dile getirilen oldukça net bir husus; kamunun yurt kapasitesi artırılmalı ve imkanları geliştirilmelidir. Ayrıca, öğrenci barınması alanında bütün sorumluluğun tek bir kuruma yüklenmemesi gerekir. Diğer kamu kurumlarının da sürece dahil edilmesi ve destek vermesi önemlidir. Özellikle belediyelerin bu alanda teşvik edilmesi gerekmektedir. Belirli nüfusun üzerindeki ve üniversite yoğunluğu yüksek olan belediyeler için yurt açma yükümlülüğü gibi yapısal düzenlemeler dahi tartışılabilir. Türkiye gibi ülkelerde öğrencinin bir barınma problemi varsa bunun kamu kaynaklarıyla çözülmesi gerekir. Özellikle öğrencilerin yoğun olduğu bölgelerde kira piyasasına devletin müdahale edebileceği kanaatindeyim.”

Mengüş, sözlerine Bornova Kent Konseyi’nin ilçede yaşanan sorunların çözümü için neler yapabileceğini, Kent Konseyleri’nin etki alanlarını anlatarak devam ediyor. Mengüş’e göre Konsey tek başına yeterli değil ancak sorununun çözümünde sorumluluğu ve payı büyük.

Kent Konseyi’nin yapabilecekleri sınırlı ama etkili

“Elbette bir barınma krizini doğrudan kent konseyi çözemez. Çünkü kent konseyleri mevzuat gereği bağımsız bir bütçeye sahip doğrudan icracı yapılar değildir. Ancak öğrenci temsilcilerini, üniversite yöneticilerini, yerel yönetimleri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı masa etrafında buluşturabilir, sorunları görünür kılabilir, araştırmalar yapabilir ve çözüm önerileri geliştirebilir.”

Ege Üniversitesi’ndeki barınma sorununu bir de TMMOB Şube Başkanı Uğur Yıldırım’la görüştüm. Yıldırım, sorunun yalnızca yurt işletmesi kaynaklı bir hata olmadığını şu sözlerle anlatıyor: 

Bilinçli bir tercihin bugüne yansıyan sonuçları

“Bu sorun yalnızca mevcut yurtların işletilmesindeki aksaklıklarla açıklanamaz. Aynı zamanda uzun yıllara yayılan yanlış planlama kararlarının ve kamusal önceliklerin geri plana itilmesinin bir sonucudur. Ege Üniversitesi kampüsü içinde yer alan ve bugün Forum Bornova’nın bulunduğu yaklaşık 305 bin metrekarelik alan, 1960’lı yıllarda öğrenci yurdu yapılmak amacıyla kamulaştırılmıştır. 1998 yılında artan öğrenci sayısı nedeniyle bu arazi üzerinde 2.500 yatak kapasiteli yurt ve öğrenci konaklama tesisleri yapılması amacıyla ihale süreci başlatılmıştır. Ancak kamulaştırma amacı doğrultusunda yurt yapılması gerekirken bu alan ticari kullanıma açılmış ve Forum Bornova Alışveriş Merkezi 2006 yılında hizmete girmiştir. Bugün yaşanan barınma krizini değerlendirirken bu planlama tercihlerini de hatırlamak gerekir. Öğrencilerin barınması için ayrılmış bir alanın alışveriş merkezine dönüşmesi, barınma politikasının nasıl geri plana itildiğini gösteren çok çarpıcı bir örnektir.”

Forum Bornova AVM, 2500 öğrencinin barınma hakkına tercih edilmiş. Elbette bu bilinçli tercihten zararlı çıkanlar yine öğrenciler oluyor. Yüzlerce öğrenci maksimum kapasitenin çok üzerinde öğrenci barındıran yurtlarda insani yaşam koşullarını sağlamak için mücadele ediyor. 

Peki bütün bu sorunlar nasıl “tamamen” çözülecek? Yıldırım şöyle yanıtlıyor:

“Kalıcı çözüm: Kamucu barınma politikası”

“Kalıcı çözüm, barınmayı piyasanın insafına bırakmayan kamucu bir barınma politikası geliştirilmesidir. Son yıllarda giderek artan ve Ege Üniversitesi kampüs alanında da gördüğümüz kamusal değerlerin sermayeye aktarılması anlayışına son verilmelidir. Sermayeye aktarılan alanlar yeniden kamuculuk anlayışı ile ihtiyaçlar doğrultusunda değerlendirilmeli ve topluma kazandırılmalıdır.”

Sermayenin çıkarına aktarılanların kamulaştırılması bugünlerde çokça konuşuluyor. Yurttaşa sunulmayan her türlü şey sermayeye hizmet edecek şekilde düzenleniyor. Bunun sonucu olarak da halk, birçok haktan mahrum bırakılıyor. “Kamulaştırma” tartışmalarının nereye varacağını elbette bilemeyiz ancak görünen o ki bu talep halk için elzem bir hale gelmeye başladı. Yıldırım, sözlerine sorunların çözümü için yapılması gerekenleri aktararak devam ediyor.

İnsanlık onuruna yakışır bir yaşam hakkı

“Kısa vadede yapılabilecek en önemli şey, mevcut yurtlardaki yaşam koşullarının hızla iyileştirilmesidir. KYK yurtlarında yaşanan sıcak su, altyapı, hijyen ve yemek hizmeti sorunları acilen giderilmeli; bakım ve işletme süreçleri düzenli denetim altına alınmalıdır. Öğrencilerin sağlığı ve güvenliği hiçbir şekilde ihmal edilemez. Bu durum sadece öğrencilerin yaşama koşulları üzerinden değil insanlık onuruna yakışır bir yaşama tüm yurttaşların erişmesi gerekliliği üzerinden ele alınmalıdır.”

Yıldırım, barınma hakkının yalnızca “bir yerde ikamet etmek’’ olmadığının altını çiziyor; barınmanın beraberinde toplumsal adalet ve eğitimi de getireceğininin vurguluyor. Bu yüzden de Yıldırım’a göre barınma hakkına getirilen her engel diğer insani haklarımızın da zedelenmesine sebep oluyor. Şöyle açıklıyor:

“Barınma hakkını yalnızca bir konut politikası değil, toplumsal adalet ve eğitim meselesidir”

“Mimarlar Odası olarak barınma sorununu yalnızca öğrencilerin değil toplumun geniş kesimlerini etkileyen temel bir kamusal hak meselesi olarak görüyoruz. Bizler, kamucu ve planlı bir barınma politikasının geliştirilmesi gerektiğini savunuyoruz. Üniversite kentlerinde nitelikli ve erişilebilir öğrenci yurtlarının planlanması, sosyal konut politikalarının güçlendirilmesi ve kentteki barınma maliyetlerinin denetlenmesi gerektiğini sürekli dile getiriyoruz. Mimarlar Odası olarak kent planlama kararlarının kamu yararı doğrultusunda alınması gerektiğini savunuyor; barınma hakkını yalnızca bir konut politikası değil aynı zamanda toplumsal adalet ve eğitim hakkı meselesi olarak görüyoruz. Bilimsel bilgi ve mesleki birikimimizle bu süreçlerde kamu yararını savunmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye ve öğrencilerin insanca barınabileceği bir kent düzeni için mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü barınma hakkı, eğitim hakkı kadar temel ve vazgeçilmez bir haktır.”

Görünen o ki, Ege Üniversitesi KYK Yurdu’nda yaşanan sorunlar kalıcı bir çözüme ulaştırılmadıkça sık sık tekrarlayacak. Talepler net, çözüm önerilerini ise uzmanlarla görüştük. Öğrencilerin hak ettiği “insanca bir yaşam” ancak muhataplarla görüşülerek, demokratik zeminlerde tartışılarak ve kalıcı çözümleri uygulamaya koyarak gelecek.

Başka bir konut politikası mümkün: Barınma krizinden hak temelli bir yol haritasına

Barınma krizi: Türkiye’de bir hak nasıl yaşanamaz hale geldi?

Barınmak mı, dayanmak mı?

Meta olarak konuttan hak olarak barınmaya: Kent hakkı, yeni belediyecilik ve yeniden kamuculuk

Aynı sınıfın kavgası: Barınma krizinde kim kimin düşmanı?

Etiketler: barınma hakkı, öğrenci barınma krizi, KYK yurtları, Ege Üniversitesi, Bornova, öğrenci yurdu, konut hakkı, eğitim hakkı, kent hakkı, kamucu barınma politikası

Fikir Gazetesi'ne Destek Ol

Bağımsız haberciliği sürdürebilmek için
Aylık küçük bir katkıyla yanımızda olabilirsin.

Destek Ol →