Fransa Seçimlerini Okumak: Sol İttifakın Zaferi

10 Haziran 2024’teki Avrupa Parlamentosu (AP) seçim sonuçları tüm kıtada “sorunlara” neden olacak aşırı sağcı partilerin “zaferiyle” sonuçlanmıştı. AP’deki sonuçlara göre aşırı sağ partiler artık AP’de ana muhalefetti. AP’de ana muhalefet olan bu partiler, Almanya’da ikinci, Fransa’da birinci, İtalya’da da birinci gelmişti. Aslında tablo özelde iktidar, genelde ise muhalefetti.

7 Temmuz 2024, 10 Haziran’da AP seçimleri sonrası erken seçim kararı alan Fransa’da seçimlerin ikinci turunun olduğu gün…

Aşırı sağcı Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi büyük bir motivasyonla sandık başına gitti. İlk turda gelen birincilik, yıllardır gelmeyen iktidarlığın kapısını aralıyordu. Hatta ilk turdan sonra Le Pen kendisinin Cumhurbaşkanı, partisinin 28 yaşındaki lideri Jordan Bardella’nın ise Başbakan olacağını söylemişti.

Biraz geriye gidelim. 22 Nisan 2022. Fransa’da seçimlerin ikinci turu… Fransa tarihindeki en az katılımlı seçimlerden biri… İki lider Cumhurbaşkanı olmak için yarışıyor. Bir yanda mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, diğer yanda ise aşırı sağcı Marine Le Pen… Seçimlerin ikinci turunda Macron yüzde 58 oy alarak Le Pen’i geride bıraktı…

Dönelim yeniden günümüze… Evet, Fransa lideri Macron AP seçim sonuçları sonrası “erken seçim” kararı aldı ve halk bir kez daha sandık başına gitti. 7 Temmuz son 40 yılın en katılımlı seçimleri oldu.

Daha önce “alternatifsiz” olan halk, bu sefer alternatifini bulmuş ve aşırı sağa “No Pasaran” yani “Geçit Yok” demişti. Fransa’da sol sosyalistlerin ortak hareketiyle kurulan Yeni Halk Cephesi (NFP) sandıktan birinci çıktı.

Fransa’daki seçim sonuçları bize ne diyor? Aşırı sağ yenildi mi? Sol’un oluşturduğu “Yeni Halk Cephesi” formülü nasıl oldu da Fransa’da birinci oldu?

Paris 8 Üniversitesi’nden Sosyolog Doç. Dr. Engin Sustam Fransa’da solun son 3-4 seçimdir aşırı sağa karşı bir “baraj” pozisyonunda olduğunu ancak bu seçimle bu taktiksel hamleyi değiştirdiğini ifade ediyor. Sustam, Sol, son 3 ve 4 seçimdir başta Ulusal Birlik Partisi’ne karşı sürekli baraj pozisyonundaydı. Yani kollama pozisyonu. Dolayısıyla bir şekilde Macron hükümetiyle ortak hareket etmek zorunda kalmışlardı. Ama ilk kez Avrupa seçimlerinde hem Avrupa sağının hem de Fransa aşırı sağının öne çıkarak kendini göstermesi, Avrupa solunu ve Fransa solunu tedirgin etti. Çünkü bu seçimlerde Ulusal Birlik Partisi’nin Avrupa’daki diğer aşırı sağ partilerle nasıl ortak hareket ettiğini gösterdi” diyor.

“YÜKSELEN ANTİFAŞİST HAREKET VAR”

2022 seçimlerinde muhafazakârlardan “solculara”, merkez sağdan liberallere herkes aşırı sağa karşı Macron hattında “zorunlu” bir birleşme yaşamıştı. Fransa’daki siyaset bilimciler bu durumu, aşırı sağa karşısında hangi güç varsa, Fransız seçmen o güç etrafında birleşiyor tespiti yapılıyordu. Sustam bu durumu şöyle açıklıyor:

“Aşırı sağ hareketin yani faşist hareketin iktidara gelmesini kimse istemiyor. Merkez sağdan en radikal sola kadar hiç kimse istemiyor. Çünkü, II. Dünya Savaşı deneyimi var. Bu deneyimin yarattığı bir tecrübe var ve aynı şekilde yükselen bir antifaşist hareket de var. Dolayısıyla 2024 seçimleri 2022’ye göre farklı bir cephede geçti.”

İnanılmaz gergin geçti. Çünkü herkes açıkçası birinci turda da aşırı sağ fena bir oy da almadı. Çünkü insanlar oy kullanmaya gitmedi. Düşüktü yani. Ama ikinci tur, Fransa’nın son 43 yıllık tarihinde, en yüksek katılma oranının olduğu seçimdi. 

SOL, NASIL YENİ HALK CEPHESİNDE BİRLEŞTİ?

Peki Sol cephe nasıl oldu da aşırı sağa “baraj” olma pozisyonundan, seçimlerden birinci parti olarak çıktı? Sustam, “Bu seçim bize şunu gösterdi: Yeni Halk Cephesi bayağı iyi çalıştı. Fransa solu II. Dünya Savaşı’ndan sonraki süreçte ilk kez bütün ideolojik farklılıkları kenara koyup, anında hızlı bir şekilde yan yana durdu, güçlü bir şekilde seçime çalıştı. Ve hiçbir tartışmaya girmediler. Yani sol koalisyon aralarında herhangi bir uçurum yaratacak, çatışma yaratacak hiçbir tartışmaya girmeden sadece antifaşist cepheyi örgütlediler” dedi.

Sustam, Yeni Halk Cephesi’nin programına ve seçim süresinde tutunduğu net tavra da vurgu yapıyor:

Bir yandan Macron hükümetine ve Liberallere şu denildi: ‘Bakın biz kendi programımızla çıkacağız ve biz bu seçimi kazanacağız. Radikal demokrasinin ihtiyacının ne kadar güçlü olduğunu, artık liberal siyasetten uzaklaşılması gerektiğini çok farkındayız ve birleşik sol bu sorumluluğu üzerine alacak ve ilerleyecek’ dediler ve bu konuda gerçekten de net kararla hareket edip kazandılar.”

“ULUSAL BİRLİK’İN YÜKSELİŞİ DURDURULABİLMİŞ DEĞİL”

Akademisyen Yazar Foti Benlisoy da Fikir Gazetesi’ne değerlendirmelerde bulundu. Aşırı sağcı Ulusal Birlik, Yeni Halk Cephesi’nin gerisinde kaldı. Ancak Benlisoy, Ulusal Birlik’in yükselişinin devam ettiğine dikkati çekiyor:

“Çok hızlı bir biçimde sol ve sosyalist partilerin, yeşillerin, Boyun Eğmeyen Fransa’nın, Komünist Parti’nin başka anti-kapitalist sol oluşumların bir araya geldiği bir oluşum söz konusu oldu. Bu oluşum da aslında sol, sosyal demokrat diyebileceğimiz bugünün koşullarında radikal öğeleri de barındıran bir programla ortaya çıktı. Ve beklenmedik bir biçimde aslında birinci geldi. Burada dikkate alınması gereken birkaç husus var. Bir tanesi her ne kadar Ulusal Birlik’in birinci parti olması önlenmişse de Ulusal Birlik’in yükselişi durdurulabilmiş değil. Bu yükseliş devam ediyor.” 

Peki aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin yükselişi nasıl durur? Burada sol-sosyalist partilere ne gibi sorumluluklar düşüyor? Benlisoy bu durumu şöyle anlatıyor:

“Aşırı sağın esas itibariyle neoliberalizmin yarattığı onlarca yıllık tahribatı sağa doğru siyasallaştırmasıyla, bunu işte bir biçimde göçmen karşıtlığına, ulusal azınlıklara karşı düşmanlıklara karşı tahlil etmesiyle, bu yönde seferber etmesiyle söz konusu olan bir yükselişle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu yükselişin bir seçim zaferiyle ortadan kalkacağını düşünmek pek gerçekçi değil. Ulusal Cephe çok parçalı bir yapı. Bu parçalı yapı içerisinde daha merkez siyasal eğilimler de var. Boyun Eğmeyen Fransa ya da yeni anti-kapitalist parti gibi daha sosyalist diyebileceğimiz akımlar da var. Şimdi bu akımların seçim sonrasında bir birlik olarak davranıp davranmayacağı bir soru işareti.” 

Benlisoy bu noktada toplumsal mücadele vurgusu yaparak, “Onun aslında gerçek anlamda geriletilmesi daha uzun ve bir seçim başarısının ötesine gidecek başka sosyal, toplumsal mücadeleleri gerektirecek” değerlendirmesinde bulundu ve son tahlilde seçimlerden çıkan sonucun başarılı olduğunu söyledi: “Önemli bir başarı. Şu açıdan önemli, yani biz Avrupa’da bir kez daha aşırı sağın yükselişini bu sefer Fransa gibi merkez bir Avrupa ülkesinde Ulusal Birlik gibi tarihsel faşizmle bağları açık bir partinin meclis seçimlerinde birinci parti gelmesini tartışıyor olabilirdik.”

Fransa’yı Kim Yönetecek: Seçim Sonrasını Anlamak için Dört Soru

Fransa’da Aşırı Sağa Karşı Yeni Halk Cephesi Formülü

Prof. Dr. Acar Kutay “Demokratik Sol Cephe Faşizm Tehdidine Karşı Set”